Gündem

Başyazı: Kriz göstere göstere geldi

Türkiye muhtemel bir finansal krizle baş başa.
İşleri bu noktaya taşıyan, Cumhurbaşkanı nın son dönemde hem ekonomide hem politikada aşırı kontrol isteği.
Fakat işin gerçeği, esasında bu krizin uzun süredir Türkiye de büyümekte oluşu.
Liranın yılın başından bu yana yüzde 16 yi aşan rekor seviyede değer kaybı yabancı para cinsinden kurumsal borç balonlarının kontrolden çıkması olasılığını yükseltiyor. Bu da daha geniş bir finansal istikrarsızlığın habercisi.
Ekonomiye borç piyasaları üzerinden yayılan bu ani basınç karşısında merkez bankasının hareketsizliği, tam da Türkiye’deki hastalığın bir belirtisi: Seçmenin oyuna muhtaç ve aç bir liderin, tüm maliyetlerine katlanarak körü körüne izlediği popülist politikalar.
ABD Federal Rezerv Bankası (Fed) artık küresel krizi yatıştığı için genişlemeci para politikasından geri dönüş kararını Mayıs 2013 te açıklamıştı. Gelişmekte olan piyasa kurları sarsılmaya başlarken birçok hükümet ülkelerindeki durumu dengeleyici politikalara yöneldiler. Çünkü artık Fed in açıklamasıyla ufukta beliren belliydi: Gelişmekte olan piyasalardan çıkarak yeniden ABD ye yönelecek dev bir sermaye hareketi.
Fakat Türkiye bu yolu seçmedi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) reformlar eşliğinde dengeleyici ekonomi politikalarına yönelmek yerine seçimler ve referandumlarla geçen yıllar boyunca büyüme üzerinde kilitlenerek Erdoğan a olan desteği körüklemeyi seçti. Bu arada ekonomide artan kırılganlıkların suçlusu olarak da siyasi muhakif ve hasımlarını suçladı.
Fed in tam da politika değişikliği açıkladığı 2013 Mayıs ayında gelişmekte olan ülke kurları değer kaybederken hükümetin baskı rejimini hedef alan Gezi parkı protestolarını liradaki kayıplardan sorumlu tutması gibi… Aralık 2015 te Fed bu sefer faiz artırmaya başladığında kurlarda oluşan dalgalanmadan Gülen Hareketi’ni sorumlu tuttuğu gibi…
Oysa, tüm bu süre boyunca sürekli reform sözü veren AKP hükümeti, reformlardan neredeyse hiçbirini gerçekleştirmemiş, ekonomiyi dengeleyici politikalar devreye sokmayı seçmemişti.
Ardından 2016 yazının askeri darbe girişimi geldi. Bu Türkiye için gerçekten ekonomik ve sosyal bir şok üretti.
Buna karşılık AKP hükümeti büyüme için yeniden gaza basarken ekonomik politikalarını eleştirenleri de içerecek şekilde tüm rakiplerini ezmek için varoluşçu bir yaklaşım benimsedi.
Haberin devamını okumak için aşağıdaki “Web sitesinde oku” butonuna dokunun.
Kaynak: Ahval

Haberin Devamı

Yorum yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.