Gündem

ABD de Türkiye nin egemenliği mi yargılanıyor?: Toraman, Bu davaya itiraz etmeyenler, bu tercihleriyle Gazete AK

Bu haber 02 Ocak 2018 – 16:15 ‘de eklendi.
Toraman, Bu davaya itiraz etmeyenler, bu tercihleriyle, Amerika nın (bundan böyle) Türk vatandaşlarını yargılama yetkisini kabul ettiğini unutmamalıdır diye de uyardı.
Türkiye deki 17/25 Aralık operasyonunun kilit isimlerinden Reza Zarrab Miami de tutuklandığında Zarrab davası olarak gündeme gelen, daha sonra Halkbank genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla nın tutuklanmasıyla ek iddianamelerle güncellenen ABD Hakan Atilla ya karşı davası, 28 Kasım da Amerika da görülmeye başladı. Üç-dört hafta sürmesi beklenen duruşma süreci başladığında, bütün medya kuruluşları kameralarını bu davaya yöneltti, en küçük ayrıntıları bile naklen yayınlamaya başladı. Dünya kamuoyu, iddianamede sanıkların ne ile suçlandıklarını, davanın delillerini, jüri seçimini, Zarrab ın tanık olarak verdiği ifadeleri, yargılama sonunda mahkemenin verebileceği kararları tartışıyor. Bu davanın içeriği elbette önemli ama üzerinde durulması gereken, bu davanın kendisi, hukuki dayanağı ve hukuki meşruiyeti olmalıdır. Bu yazıda, bu davada gözden kaçan/kaçırılan milletlerarası hukuk boyutunu dile getirmeye çalışacağım.
Bir davadan söz ettiğimize göre, üzerinde durulması gereken ilk husus, devletin yargı yetkisi dir. Yargı yetkisi, hukuk veya ceza bütün davaların ön koşuludur. Bir mahkemenin yargı yetkisi yoksa, yargılama da yapamaz. Ceza hukuku devletlere, iki konuda yargılama yetkisi vermektedir. Bunlardan birincisi mülkilik, diğeri tabiiyettir. Mülkilik ilkesine göre, kural olarak, her devlet kendi ülkesinde (karada, denizde/kara sularında, hava sahasında) işlenen suçlarda yargılama yapabilir. Tabiiyet (uyrukluk/vatandaşlık) ilkesine göre, her devlet, vatandaşlık bağı ile kendisine bağlı olan kişileri yargılama yetkisine sahiptir. Bu iki temel kural, devletlerin egemenlik hakkının ve eşitlik ilkesinin gereği olarak kabul edilmiş ilkelerdir. Amerika daki davanın iddianamesinde, Amerika topraklarında işlenen bir suç iddiası söz konusu değildir. Davaya konu fiillerin, Türkiye de, İran da, BAE, vs. işlendiği iddia edilmektedir. Aynı şekilde, yargılanan kişilerin, ABD vatandaşı olduğu iddiası da söz konusu değildir. Amerika ülke sınırları dışında ve Amerika vatandaşı olmayan kişilerin yargılanması söz konusudur. Bu konu, milletlerarası hukukun alanına girdiğinden, bu kapsamda değerlendirmek gerekir.
Milletlerarası hukukun ana kaynağı, (egemen eşit) devletlerin kendi özgür iradeleriyle taraf oldukları ve imzaladıkları uluslararası sözleşmelerdir. Milletlerarası hukukun kuralları, esas itibariyle, devletlerin kendi özgür iradeleriyle imzaladıkları sözleşmelerden meydana gelmektedir. Sözleşmenin bulunmadığı alanlar, teamül/örf ve adet, milletlerarası hukukun genel ilkeleri, Uluslararası sözleşmelere istinaden kurulan kuruluşların kararları (BM Güvenlik Konseyi, vs.), Yargı ya da hakem kararları (BM Adalet Divanı, vs.), bilimsel içtihatlar olarak kabul görmektedir. Milletlerarası hukukta, Milletlerarası hukukun genel ilkeleri (bunların bir kısmı ius cogens emredici- niteliktedir), Devletlerin egemen eşitliği, Tehdit veya güç kullanmama, Sınırların dokunulmazlığı, Devletlerin toprak bütünlüğü (bağışıklık), Uluslararası anlaşmazlıkların barışçıl çözümü, İç işlerine karışmama, İnsan haklarına saygı, Halkların ve ulusların kendi kaderini tayin, Uluslararası taahhütlerin iyi niyetle uygulanması, temel ilkelerdendir. Milletlerarası hukuk, devletlerin egemen eşitliğinin güvencesidir. Yani milletlerarası hukuk, zorlamaya/baskıya değil, devletlerin özgür iradelerine dayanmaktadır. Devletlerin egemenlik yetkisi, bazı hallerde (insan hakları mahkemesi, uluslararası ceza mahkemesi, gibi) sınırlamaya maruz kalsa da, bu sınırlamalar, yine devletlerin kendi istek ve iradeleriyle gerçekleşmektedir. Davaya Türkiye açısından yaklaştığımızda, Türkiye ABD adli makamlarına Türk vatandaşlarını yargılama yetkisi vermemiştir. Devletin yetkili makamlarının davaya yönelik itirazları, böyle bir rızanın da olmadığını göstermektedir.
Milletlerarası hukuktan örneklerle, konu daha net anlaşılacaktır. Türkiye de, Lotus-Bozkurt davası bütün hukuk fakültelerinde öğretilmektedir. Fransa bandıralı Lotus isimli ticaret gemisi, Midilli açıklarında Bozkurt isimli Türk yolcu gemisine çarpar ve kazada Bozkurt gemisinden 8 yolcu ve mürettebat ölür. Türkiye, Lotus gemisi kaptanını tutuklar ve hakkında dava açar. Fransa Türk mahkemelerinin yargılamasına itiraz eder ve uyuşmazlık Uluslararası Daimi Adalet divanına intikal eder. Divan, açık denizde meydana gelen kaza nedeniyle yapılan yargılama Fransa nın egemenlik hakkına müdahale niteliğinde olmadığından Türk mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verir. İran-Irak savaşı sırasında, İran dan petrol yüklü tanker Basra Körfezine seyir halinde iken Irak a ait savaş uçakları ateş açar, üç denizci ölür tanker zarar görür. Tanker sahibi, Türkiye de Irak Arap Cumhuriyeti aleyhine tazminat davası açar. Yerel mahkeme, devlet aleyhine dava açılamayacağından davanın reddine karar verir, Yargıtay da onama kararı verir. (Yargıtay 4.HD 17.03.1986 tarih E:1985-9190 K:1986-2436) T.C.Milli Savunma Bakanlığı, SSCB ye ait Xacah adlı savaş gemisinin bakanlığa ait Meltem adlı hücumbota çarpması nedeniyle, SSCB aleyhine (Türkiye de) dava açar. Yerel mahkeme, yabancı devlet aleyhine dava açılamayacağına karar verir, Yargıtay bu kararı da onamıştır. (Yargıtay 4.HD 12.10.1987 tarih E:1987-7309 K:1987-7373) Birleşik Krallık, R. V. Horseferry Magistrates Court ex parte Bennet Davasında, Bennet, 1989 tarihli suçluların iadesi kanununa ve uluslararası hukuk düzenlemelerine aykırı bir şekilde Güney Afrika dan İngiltere ye getirildiğini iddia eder.
Lordlar kamarası, yürütmenin, bir başka devlet nezdindeki hukuka aykırı ve uluslararası hukuk düzenlemelerini ihlal eder nitelikteki yetkilerini kötüye kullanma eylemi sebebiyle, Mahkemenin de davaya bakmakta yetkisiz olduğuna karar verir. Bazı Yunanistan vatandaşları, ikinci dünya savaşı sırasında Alman Devletinin işlediği insani hukuk ihlallerinden zarar görenlerin zararlarının karşılanması amacıyla İtalya yerel mahkemelerinde, Almanya aleyhine dava açar. Yunan mahkemelerinin Almanya aleyhine verdiği kararlarının İtalya da tanınmasını ve tenfizini ister. İtalyan Mahkemeleri, taleplerin kabulüne karar vererek, İtalya da Alman devletinin mülkü olan illa Vigoni ye haciz işlemi uygular. Almanya, İtalya yı, Adalet Divanına şikayet eder. Adalet Divanı, 3 Şubat 2012 tarihli Devletin yargısal bağışıklıkları (Muafiyetleri) davasında, Devletin yargı bağışıklığının, BM sözleşmesinin 2 paragraf 1 düzenlemesine dayandığını belirterek, devletlerin egemen eşitliği prensibinin uluslararası hukuk düzeninin en temel ilkelerinden biri olduğunu ifade etmiştir.
Milletlerarası hukukun amacı, güçlünün haklı olduğu bir sistem yerine, haklının güçlü olduğu, devletlerin eşitliğine dayanan ve egemenlik haklarına saygı gösterilen bir hukuk düzeni inşa etmektir. Böyle bir düzen, bütün devletler bu ilkelere riayet ettiğinde gerçekleşebilir. Bazı devletler, özellikle ABD ve İsrail, çıkarları gerektirdiğinde, milletlerarası hukuku çiğnemekten kaçınmamaktadır. Birleşik Devletler Temyiz Mahkemesi, Alvarez-Machain davasında, Birleşik Devletler uyuşturucu ile mücadele biriminde görevli bir şahsın öldürülmesi sebebiyle yargılanan Meksika vatandaşı Machain in, uluslararası hukuk kuralları ihlal edilerek Meksika dan kaçırılmasını, mahkemenin yargı yetkisini etkileyen bir durum olarak görmemiştir. Eichmann davasında, İsrail in, İsrail Özel Kuvvetlerinin kaçırdığı Arjantin vatandaşı Adolph Eichmann ı yargılaması üzerine, Arjantin, egemenlik hakkı ihlal edildiği gerekçesiyle İsrail i kınamıştır. BM Güvenlik Konseyine başvurarak, Eichmann ın iadesini talep etmiştir. Arjantin başvurusunu geri çektiği için karar verilememiştir. Hava korsanları, Tel Aviv den Paris e hareket eden Fransız uçağını kaçırarak Uganda Entebbe havaalanına indirmiştir. İsrail, rehineleri kurtarmak için operasyon düzenlemiş, birçok kişi ölmüştür. Uganda, egemenlik hakkını ihlal ettği, bazı vatandaşları öldüğü ve uçağı zarar gördüğü için İsrail i BM Güvenlik Konseyine şikayet etmiş, ancak hiç bir karar için çoğunluk sağlanamamıştır. Amerika, 2001 yılında 11 Eylül saldırısında zarar gören ABD vatandaşlarının teröre destek veren ülkeler aleyhine dava açmasına imkan veren, Terörizmin Destekçilerine Karşı Adalet Yasası (JASTA) ile, bir kez daha, milletlerarası hukuku tanımadığını göstermiştir. Amerika, milletlerarası bir sözleşmeye ve yetkiye dayanmaksızın, 1977 tarihli Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası na (IEEPA) dayanarak, başka ülke vatandaşları (Türk vatandaşları) hakkında soruşturma başlatmış, dava açmıştır. Bu davada bazı kişilerin isimlerinin geçmesi, kişilerin yargılandığını göstermez. Milletlerarası hukukun temel ilkeleri ve örnekler dikkate alındığında, bu dava, milletlerarası hukuka açıkça aykırıdır. Bu davanın, milletlerarası sözleşme ile kurulan (UCM başta olmak üzere) uluslararası mahkemelerin görev alanına girmediği de tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır. Bu davada yargılanan Türkiye nin egemenlik hakkıdır.
Haberin devamını okumak için aşağıdaki “Web sitesinde oku” butonuna dokunun.
Kaynak: Gazete Ak

Haberin Devamı

Yorum yazın